Aldatılan Eş Tazminat

Aldatılan Eş Manevi tazminat

Şenel Hukuk Arabuluculuk  Fethiye Avukat  Fethiye Avukatları
Oct 16

Etiketler: aldatılan eş manevi tazminat davası

Aldatılan Eş Tazminat

T.C.
FETHİYE
......ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ                   TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
 
ESAS NO : ..........
KARAR NO : .............
 
HAKİM :.............
KATİP : ...........
 
DAVACI  :.................
VEKİLİ : Av. TEVFİK GÖRKEM ŞENEL - Foça Mah.967 Sokak No:28/D 48800 Fethiye/ MUĞLA
DAVALI  : ......................
DAVA : Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli)
DAVA TARİHİ : ..............
KARAR TARİHİ : .............
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH   : ..............
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Kişilik Haklarına Saldırı Nedenli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile;müvekkili ile eşi ................'ın 12/08/1994 yılında evlendiklerini, bu evlilikten ..... ve ...... isimli ortak çocuklarının bulunduğunu, eşi ile düzeyli bir birlikteliği olan müvekkilinin , eşinin kendisini aldattığından şüphelendiğini ve eşi ile bir başka kadının mesajlarını içerir cep telefonuna ulaştığını, mesajlarda davalının uzun bir süredir davacının eşi ile duygusal ve cinsel ilişkisi olduğunun, davalının ilişki yaşadığı ..............'ın evli olduğunu bildiğinin, davalı ile .............'ın cinsel ilişkiye girdiğinin, davalının ..............'tan daha önce hamile kaldığını ancak bebeği aldırdığının, davalının Haziran 2017 itibari ile yeniden hamile olduğunun, davalının gönderdiği mesajlarla zaten duygusal olarak travmalar yaşayan davacının psikolojisini alt üst etme çabasında olduğunun görüldüğünü,  davalının müvekkili ile ayal edercesine onu küçük düşürme amaçlı olarak defalarca mesaj gönderdiğini, müvekkilinin yaşadığı travmanın kendisini son derece yıprattığını, müvekkilinin ziraat mühendisi olduğunu, 1994 yılından beri eşi ile ortak olarak faaliyet gösterdiği ................... bulunduğunu,  davacının eşinin davalıyla ilişki  yaşadığı 4 yıl boyunca defalarca para göndermesi ve bu paraları işletmeden alması neticesinde işletmenin dengesinin bozulduğunu ve borç batağına düştüğünü, evli olduğunu bildiği bir kişi ile birliktelik yaşayan davalının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki davranışı nedeniyle müvekkilin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu belirterek davalının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte 50.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesini mahkememizden talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş, davalı duruşmadaki beyanında davanın 
 ¸e-imzalıdır            ¸e-imzalıdır
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Duruşmada dinlenen davacı tanığı ................,"... Davacı annem olur, 2017 Ağustos ayında bu olay ortaya çıktı, bu olayda annem çok etkilendi, davalı ile diyalog annemi çok yıprattı, davalının annemin telefonuna  attığı mesajları gördüm, mesajlar hakaret ve cinsel içerikliydi..."
Şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı külliyen tetkik edildiğinde; Davacı tarafça 50.000,00 TL manevi tazminat istemli dava açılmıştır.
Yargılama aşamasında toplanan delillerden, mesaj kayıtlarından ve davalının beyanlarından davalının davacı ile eşinin evli olduğunu bildiği halde davacının eşi ile sevgili olduğu, bu kapsamda davacının eşi ile cinsel ilişkiye girdiği ve bu birliktelikten 2 kez hamile kaldığı, bu durumunun davalı tarafça davalıya gönderilen mesaj kayıtları ile de sabit olduğu anlaşılmaktadır. Yine mesaj kayıtlarında davalının davacıya küfür ve hakaret ettiği tespit edilmiştir.
  TBK’nun 49/2 (BK.41/2) maddeleri gereği, fiilin emredici bir norma değil de sadece ahlaka aykırı olması durumunda, sorumluluğa gidilebilmesi için, failin zarar görene zarar verme kastıyla yani somut olayda, davalının davacı aldatılan eşe bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçlamış olması gerekir. Sadece birlikte olduğu eşin evli olduğunu bilmesi bu tür sorumluluk için yeterli değildir. 
Bir fiilin hukuka aykırılığını belirlemek için hukukun ne olduğunu,o somut olayda ne dediğine bakmak gerekir.Hukuk; olay sırasında yürürlükte bulunan anayasa,yasa yönetmelik gibi yazılı olan ve örf adet gibi yazılı olmayan kurallar bütünüdür(4721 sayılı TMK 1/2.maddesi ).Her ne kadar evli kimse ile cinsel veya duygusal ilişkiyi yasaklayan yazılı hukuk normları mevcut bulunmasa da,toplumumuzda yerleşik, benimsenmiş örf ve adet hukukana göre bu tarz ilişki kabul edilemez yasak ilişki olarak görülmektedir.
Ayrıca  Anayasa ve Medeni yasamıza göre aile toplumumuzun temeli olarak görülmüş,onu koruyan hükümlere yer verilmiştir.Aile kuruma salt mensubu bulundukları kişiler açısından değil toplum için de önemlidir.Bu derece önemli sayılan aile kurumuna mensup kişi ile bilerek ilişkiye giren kişinin aile üyelerine zarar vermiş olacağı kaçınılmazdır.Davalı tarafın bunu öngördüğü ve hatta bilerek davacıya daha fazla zarar verebilmek için mesaj gönderdiği ve hatta bu mesajlarda davacıya küfür ve hakaret ettiği sabittir.
Tüm bu açıklamalar ışığında olayımızda davalının davacının eşiyle, onun evli olduğunu bilerek,örf ve adet hukukumuzca kınanmış, hor görülen bir eylemle ilişkiye girmek suretiyle haksız fiil ika etmiş olduğu,aile değerlerine ve bütünlüğüne saldırıda bulunmuş olduğu belirgindir.
Bu haliyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın gelişimi ve davalının davacıya zarar verme kastı da göz önüne alındığında mahkememizce davacının manevi zarara uğradığına kanaat getirilmiş olup davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Ayrıntıları yukarda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması lazım gelen 546,48 TL harçtan davacı tarafından peşin alınan 853,88 TL nin mahsubu ile fazla yatırılan 307,40 TL harcın verilen karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine, 
Davacının bu dava nedeniyle yatırmış olduğu 582,48 TL  harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının bu dava nedeniyle yapmış olduğu 230,00 TL tebligat ve posta gideri, 315,00 TL bilirkişi ücreti  olmak üzere toplam  545,00 TL  yargılama giderinin  davanın kabul ve red oranı 
 ¸e-imzalıdır           ¸e-imzalıdır
 
dikkate alınarak (%16 kabul)  hesaplanan 87,20 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine , bakiye yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda  kararın tebliğinden  itibaren  iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
 

Sayfamızı Paylaşın :