Jan 31
Fethiye İsim Değişikliği Davası
T.C.
FETHİYE
3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :XXXXXXXX
KARAR NO : XXXXXX
HAKİM : XXXXX
KATİP : XX
DAVACI : XXX- XXXX Çamköy Mah. Fethiye/ MUĞLA
VEKİLİ : Av. TEVFİK GÖRKEM ŞENEL FETHİYE AVUKAT
DAVALI : FETHİYE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ -XXXXXX
DAVA : Nüfus (Ad Ve Soyadı Düzeltilmesi İstemli)
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının ismi her ne kadar nüfus kaydı sırasında kayıtlara TXXXXolarak geçse de, davacının hayatı boyunca bütün sosyal çevresi tarafından XXXXolarak bilindiğini, davacının da hayatı boyunca XXXXXismini kullandığını, davacının ailesi dışındaki herkesin davacının isminin XX olduğunu bildiğini , XXXX ismini bilmediklerini, resmi kayıtlarda isminin XXXXXXX olarak geçiyor olmasının sosyal hayatında ve resmi işlerde davacıya problem yaratarak karmaşıklığa sebebiyet verdiğini belirterek, nüfus kayıtlarındaXXXXXXp” olarak geçen davacının isminin “XXX” olarak değiştirilmesine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.
Davacı vekili duruşmada dilekçesini tekrar etmiştir.
Davacı duruşmadaki beyanında; küçüklüğünden beri etrafında XXXXXXX ismi ile tanındığını ve bu ismi kullandığını beyan etmiştir.
Davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisi takdiri mahkememize bırakmıştır.
Davacıya ait getirilen nüfus aile kayıt tablosunda isminin XXXXXXXXXX olarak yazıldığı görülmüş, zabıta araştırması ile aranan şahıslardan olmadığı anlaşılmıştır.
Duruşmada dinlenen davacı tanıklarından;
Tanık BXXXXXt, "...Davacı benim okuldan bu yana 10 yıllık arkadaşımdır. Kendisini biz XXXXolarak tanırız. XXX ismini hiç kullanmamıştır. Kendisinin isminin XXXXX olduğunu polis çevirmesinde öğrendim..."
Tanık XXXX, "... Davacı bizim aile dostumuz olur , 2006 yılından bu yana tanırım. 15 yıl kadar da ailesinin yanında çalıştım ve emekli oldum. Ben davacının ismini XXXXX olarak biliyordum. Üniversite başvurusu esnasında resmiyette XXXXX olduğunu öğrendim. Kendisi XXXXXXX ismi ile tanınır..."
Şeklinde beyanlarda bulunmuşlardır.
Dava, nüfus kaydında isim düzeltilmesine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.04.2012 tarih ve 2012/18-183-2012/275 E.K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; toplum içinde bir kişiyi diğerinden ayırmaya, o kişinin ferdi ailevi ve siyasi durumunu tayine yarayan birçok özellikleri vardır. Adı, yaşı, cinsiyeti, evlilik durumu gibi… İşte bu özelliklerin tümü, kişinin halini (statüsünü) belirtir.
Kişinin hali ve bunları meydana getiren unsurlar o kimsenin özellikleri olduğundan başkasına devredilemezler. Bir kişinin hüviyetinin tespitinde ilk bakılacak unsur ise o kişinin adı ve soyadıdır. Kişinin adı ve soyadı üzerindeki hak, kişilik haklarının bütün özelliklerini taşır ve mutlaktır; şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olup bir başkasına devredilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2000 tarih ve 2000/18-127. K:2000/154 E K sayılı kararında da belirtildiği üzere; kişi adının-soyadının sürekliliği asıl olmakla birlikte, haklı nedenlerin bulunması koşuluyla değiştirilmesine de yasal olanak tanınmış, Medeni Kanunun 27. maddesinde "-adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa maddesinde haklı nedenlerin neler olduğu açıkça belirtilmemiş, bunun değerlendirilmesi davaya bakan yargıca bırakılmıştır. Yargıç, adın-soyadın değiştirilmesi istemiyle açılan bir davada ileri sürülen nedenlerin Medeni Kanunun 27. maddesi kapsamında haklı neden sayılıp sayılmayacağını, uygulama (yargı kararları) ve öğreti (bilimsel görüşler) den de yararlanarak takdir edecek ve sonuca ulaşacaktır.
Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan daha ziyade, değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir. Bu özel ve kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir. Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir öğesidir. Kişi bununla anılır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını-soyadını benimsemeyen, kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını-soyadını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır. Böyle bir durumda, ad-soyad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir. Türk Medeni Yasasının öngördüğü "haklı neden" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri; ileri sürülen nedenin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve yasanın buyurucu kurallarına ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun saptanmasıyla sınırlı olmalıdır.
Uygulamada; adın-soyadın yetersizliği, elverişsizliği, karışıklığa yol açması, kötü-iğrenç-gülünç-incitici-küçük düşürücü bir anlam taşıması, alay ve utanç konusu olması ya da bazı yeni durumlarla oluşan bir zorunluluk bulunması, örneğin bir kimsenin nüfusta yazılı adından-soyadından başka bir adla-soyadla bilinip tanınması gibi nedenler, adın-soyadın değiştirilmesi için haklı neden olarak kabul edilmektedir.
4721 sayılı TMKnın 27. maddesinde; adın değiştirilmesinin, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceği, değişikliğin nüfus siciline kayıt ve ilan olunacağı, adın değişmekle kişisel durumda değişme olmayacağı, bu değişiklikten zarar görenlerin, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebileceği hükme bağlanmıştır.
Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusu her davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken objektif koşullardan çok değiştirme isteminde bulunanın mahkemeye sunacağı özel nedenlerin dikkate alınması gerekir.
Bu özel ve kişiye özgü nedenler; istemde bulunanın kişiliği, sosyal statüsü, aile ilişkileri de gözönünde bulundurularak hakim tarafından değerlendirilmelidir.
Ad ve soyadı kişiliğin ayrılmaz bir unsurudur. Kişi bununla anılır ve tanınır ve tanımlanır. Ad veya soyadı niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsendiğinde anlam taşır. Adını benimsemeyen kişiliği ile özdeşleşmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır.
Böyle bir durumda, ad değiştirme istemlerini içeren davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması ve öncelikle dikkate alınması gerekir.
Türk Medeni Kanununun öngördüğü "haklı sebep" bu kapsam içinde değerlendirildiğinde hakimin bu konudaki takdiri ileri sürülen sebebin ve yeni alınmak istenen ad veya soyadının toplum değerlerine ve kanunun buyurucu hükümlerine ters düşmeyen, özellikle başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitmeyen nitelikte bulunduğunun tespiti gerekir.
Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı sebep teşkil edeceği kabul edilmiştir. (Yargıtay 8. HD'sinin 02/11/2017 tarih 2017/6122 esas 2017/14423 karar sayılı ilamı)
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının XXXXX olan ismini hiç kullanmadığı, hayatı boyunca bütün sosyal çevresi tarafındanXXXXXXXX ismi ile bilindiği ve bu nedenle ismini çevresinde de tanındığı isim olan ÇXXXXXXXX ismi ile değiştirmek istemesi ve davacının kendi iradesi ile taşımak istemediği ismin değiştirilmesi talebinin başlı başına haklı sebep niteliğinde bulunduğu mahkememizce kabul görülmüş olup, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne dair neticede aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜ İLE;
Muğla ili, Fethiye ilçesi, Çamköy Mahallesi Cilt no:19, Hane no:41, BSN: 11' de nüfusa kayıtlı AXXXXXXXXXXan'dan olma 14/04/1999 Fethiye doğumlu, XXXXXTC kimlik nolu TXXXXXXXU'nun "XXX" olan isminin " XXXXX " olarak TASHİHİNE ve nüfusta bu şekilde TESCİLİNE,
2- İsim değişikliğinin gazetede ilanına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davanın niteliği gereği yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına ve davacı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dair; davacının, davacı vekili ve davalı kurum temsilcisinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Denizli Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Etiketler: İsim değişikliği davası fethiye Fethiye avukat